Moda

Geçmişten Günümüze Türk Modaları

Türk Romanında Moda ve Toplumsal Değişim (1923–1940)

2018 yılının başında dilimizde moda kuramına dair söz üreten eserlere eklenen yeni bir kitap, moda tarihine daha önce görmediğimiz bir açıdan bakma olasılığını karşımıza çıkarmıştır.  Çilem Tercüman’ın İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı anabilim dalında tamamladığı doktora tezinin kitaplaştırılmış hâli olan Türk Romanında Moda ve Toplumsal Değişim (1923–1940) kitabı, başlıkta geçen yıllar arasında yayımlanan 125 kurgu yapıtı ve bu yapıtlar içerisinde ‘moda’ olgusuna referansları inceleyerek bunları toplumsal değişimle ilişkilendiriyor.

 

Türkiye moda tarihine ilişkin arşiv ve araştırmalar bir hayli sınırlı olduğu için edebiyat alanından yaklaşan ve bir söylem analizi olarak değerlendirilebilecek değerli bir çalışmadır.

Birçok insanın kitabı incelemeye ve üzerine bu metni yazmaya iten sebeplerden birisi, kitaba ilk baktığım yerlerden biri olan kaynakçada ayrı ayrı belirtilmiş zengin “incelenen romanlar” ve “faydalanılan kaynaklar” listesi oldu. Sayfaları hızlıca çevirdiğimde göze çarpan alıntıların bolluğu da iştahımı kabarttı açıkçası —bunca roman modadan nasıl bahsetmişti ? Bu romanlarda giyim kuşamın önemi nasıl yansıtılmıştı ve kitabın edebiyatçı olan yazarı, bu ifadeleri nasıl değerlendirmişti?

Kitabın Türkçe yazılmış veya Türkçeye çevrilmiş modayla ilgili kaynakların muhtemelen her birini kullanmış olması çok takdir ettiğim diğer bir şey oldu. Ancak kitabın kapağını açıp okumaya başladığımda var olan Türkçe kaynakların ne kadar yetersiz olduğu acı gerçeği yüzüme çarptı. Sosyal bilimcinin mesleki deformasyonu muydu bu yaşadığım, yoksa moda kuramı alanında dünyada önde gelen akademisyenlerin öncülüğünde yüksek lisans yapmış olmanın getirdiği küstah bir mükemmeliyetçilik mi? Moda çalışmaları alanının ABC’si kabul edilen kaynakların dahi yokluğuyla kitaptaki olgular/kavramlar incelenen romanlarla aynı tarihsel dönemden kalma kuramsal altyapıyla açıklanmış ve bundan dolayı ortaya çıkan bir kavramsal bulanıklık söz konusu. Örneğin, herhangi bir alanda “moda olmak” bağlamında popülerlik anlamı taşıylan “moda” sözcüğü, bir üretim-tüketim sektörü olarak “moda” ifadesiyle dönüşümlü olarak kullanılmış. Benzer şekilde “moda olmak” anlamındaki “moda”, 2018 yılında artık ‘demode’ denebilecek “alamod” terimiyle dönüşümlü olarak kullanılmış. Giriş bölümünde, kitap boyunca sıklıkla kullanılacağı belli olan bu terimlere net birer tanım yapılarak birbirlerinden belirgin çizgilerle ayırmak, bu kavramsal bulanıklığa engel olabilirdi. Aynı zamanda kitapta, akademik bir yapıttan çıkması şaşırtıcı ifadeler yer alıyor. “Moda kelimesi herkesin malumudur”, “sokaktaki insan arasında varlığını bugün de sürdüren problemler” ve benzeri bir kaynağa dayanmadan genellemelerde bulunan ifadelerin bu kitapta bonkörce kullanılmış olması —eğitim hayatı boyunca hocalarını neredeyse akademik yazında kaynak olarak birçok siteyi göstermek kadar kızdıran bir tutum olduğu için beni hayli yadırgattı.

Çilem Tercüman, kitapta incelemek üzere 1923–1940 tarihlerini seçme sebebini “söz konusu tarih aralığı ‘tanzimat reformları ve meşrutiyet hareketlerinin yarattığı özgürleşme dinamikleri ve bu süreçlerin evrildiği Cumhuriyet modernleşmesi’ döneminin son düzlüğünü kapsamaktadır” olarak betimliyor.

 

Önerilen Yazılar
Moda

Doya Doya Moda

Moda

Doya Doya Moda Başvuru

Moda

2021 Kış Modası - Bu Kış Hangi Parçalar Ön Planda?

Moda

2021 Giyim Trendleri Nasıl Olacak?

Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Abone Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir